unutmak-sukru-erbas-gulsen-ozdemir-gulsenozdemir-edebiyat



Nedense hep bir vefasızlıkla akla gelen bir kavram. Bizi oluşturan geçmişten kaçış, giderek ona ihanet gibi görülen insan hali. İnsanı durmadan aynı yanlışa götüren bir kusur olarak algılanır. Ben de öyle sandım yıllarca. Oysa öğrenmenin en önemli olanaklarından birisi unutmak. İnsanın aklının ve kalbinin büyümesinin altın anahtarı. Yeni sözlerin, yeni zamanların, yeni mekânların eşiği. Dünyayı sevmenin büyülü ufku.
Acı vermez mi? Elbette verir. Özellikle ilk yıllarında. Sonra zaman zaman insanın kirpiklerini nemlendiren bir anıya dönüşür unutulan. Daha sonra yeni öğrenilenlerle bize hayatı sevdiren bir simyaya, bir yaşama hazinesine dönüşür. Belki bencilce ama çeşitlenmek için gereklidir unutmak. Unuttuğumuz bizde bir başka yaşantıya dönüşmüşse buna ne kadar unutmak denir, sanırım böyle bir noktadan düşünmek daha verimli kılar hepimizi.
Neşet’ten (Ertaş) bir sözle bitirelim. Şöyle der bir soru üzerine: ‘Ben bir türküyü plağa, kasete okur, sonra unuturum. Gittiğim yerlerde benden hangi türkümü isterlerse onu söylerim. Her söylediğimde de o türküyü yeniden öğrenirim.
Üzerinde uzun düşünmeli.

Şükrü Erbaş / Çekilme Suları